Üsküdar (İstanbul) — Gezilecek Yerler
60 yer listeleniyor
Tabaklar Cami
Tabaklar Camii, Konyalı Biraderler Camii ya da Debbağlar Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Zeynep Kamil Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir camidir. Hacı Ferhat Ağa ve Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1587 yılında başlanan cami, 1 yıllık inşaat sürecinden sonra 1588 yılında ibadete açılmıştır. Cami mimari olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Zamanla harap olan cami, 1803 yılında onarılmıştır. 1973 yılında tekrar onarım sürecinden geçmiştir. Özgün planda bir cami olarak inşa edilmiştir. Daha sonra haziresi yapılmıştır. Cami, apartmanların arasında kalmıştır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin Tabaklar Mahallesi olarak anılıyordu. Cami, Kurban Nasuh Baba Cami'ye çok yakındır. Caminin banileri Hacı Ferhat Ağa ve Hacı Mehmet Ağa, Seyyid Ahmet Deresi adındaki yerdedir. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Tabaklar_Camii (CC BY-SA 4.0)
Salih Efendi Camii Ve Türbesi
Salih Efendi Camii ve Türbesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Valide-i Atik Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Cami, adını verdiği sokak ve Tekke Arkası Sokak civarında, tarihi Valide-i Atik Külliyesi'nin hemen yakınında konumlanmıştır. Osmanlı döneminde bir tekke mescidi olarak inşa edilen yapı, çevresindeki tarihi sokak dokusu ve mezarlık alanı ile birlikte geleneksel Üsküdar kentsel mirasının bir parçasını teşvik eder. Mabedin banisi ve haziresinde türbesi bulunan kişi, 17. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Salih Efendi'dir. Yapı, dönemin önemli tasavvufi merkezlerinden biri olan tekkelerin bir uzantısı ve ibadethane birimi olarak hizmet vermiştir. Zaman içinde çeşitli yangın ve yıpranmalar sonucu harap olan mescit ve türbe alanı, geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde onarımlar geçirmiş, son yıllarda yapılan restorasyon çalışmaları ile ihya edilerek yeniden ibadete açılmıştır. Mimari açıdan mütevazı boyutlara sahip olan cami, kâgir duvarlı ve ahşap çatılı tipik Osmanlı mahalle mescidi plan şemasını sergiler. Çatısı kiremit kaplı olup yapının tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. Cami harimi sadedir; pencerelerden içeriye doğal ışık alacak şekilde düzenlenmiştir. Yapının bitişiğinde yer alan türbe ve hazire bölümünde başta Şeyh Salih Efendi olmak üzere dönemin din ve tasavvuf ehli kişilerine ait mezar taşları yer alır. Günümüzde aktif olarak cami ve ziyaret mahalli işlevini sürdüren yapı, Valide-i Atik Camii ile Çinili Camii arasındaki yürüme güzergâhında ziyaret edilebilmektedir.
Valide-i Atik Medresesi
Valide-i Atik Medresesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, adını verdiği Valide-i Atik Mahallesi sınırları içinde yer almaktadır. Sultan II. Selim’in eşi ve Sultan III. Murad’ın annesi olan Nurbanu Valide Sultan tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilen Atik Valide Külliyesi’nin önemli bir parçasını oluşturur. İnşası 1570’li yıllarda başlayıp 1583 yılında tamamlanan yapı topluluğu, Osmanlı klasik dönem mimarisinin Üsküdar’daki en kapsamlı külliyelerinden biri olarak kabul edilir. Külliye dâhilinde cami, medrese, tekke, dârülhadis, dârülkurrâ, sıbyan mektebi, imaret, dârüşşifâ ve hamam bulunmaktadır. Medrese, caminin kuzeybatısında bağımsız bir avlu düzeni içinde konumlandırılmıştır. Klasik Osmanlı medrese plan şemasına uygun olarak açık avlulu ve "U" şeklinde inşa edilmiştir. Ortadaki revaklı avlunun etrafında beşik tonozlu veya kubbeli talebe hücreleri sıralanır. Yapının en belirgin unsurlarından biri olan kare planlı ve kubbe ile örtülü dershane odası, diğer odalara kıyasla daha geniş ve yüksek tutulmuştur. Duvar örgüsünde kesme taş ve tuğla malzeme kullanılmış olup, revak kemerleri sütunlar üzerine oturtulmuştur. Sade ve dengeli mimarisi, Mimar Sinan’ın son dönem eserlerindeki olgunluk seviyesini yansıtır. Cumhuriyet döneminde çeşitli amaçlarla kullanılan ve bir dönem atıl kalan külliye yapıları, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarından geçmiştir. Medrese binası, günümüzde eğitim, kültür ve sanat faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olarak Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde hizmet vermektedir. Ziyaretçiler medresenin yanı sıra aynı külliyenin parçası olan çinileriyle bilinen Atik Valide Camii'ni ve yakın mesafede bulunan Çinili Camii gibi diğer tarihi Üsküdar yapılarını da bir arada görebilmektedir.
Aşcıbaşı Pervane Mehmet Efendi Cami
Aşçıbaşı Pervane Mehmet Efendi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Zeynep Kamil Mahallesi sınırları içerisinde ve İnadiye Camii Sokak üzerinde yer almaktadır. Çevresinde tarihi mezarlık alanları ve Osmanlı dönemine ait konut dokusunun izleri bulunmaktadır. Yapı, bulunduğu mevki sebebiyle halk arasında ve bazı tarihi kaynaklarda İnadiye Camii veya Aşçıbaşı Camii olarak da anılmaktadır. Zeynep Kamil Hastanesi ile Karacaahmet Mezarlığı'na oldukça yakın bir konumda konumlanmıştır. Caminin banisi, Saray-ı Hümayun aşçıbaşısı olan Pervane Mehmet Efendi'dir. 17. yüzyılın ilk yarısında, 1630'lu yıllarda inşa ettirildiği bilinen yapı, zaman içinde çeşitli yangın ve depremler sebebiyle hasar görmüş, muhtelif dönemlerde kapsamlı onarımlardan geçmiştir. Dikdörtgen plan şemasına sahip olan cami, kâgir duvarlı ve kırma ahşap çatılı tipik bir mahalle mescidi mimarisi sergilemektedir. Çatısı kiremitle örtülü olup, yapının tek şerefeli minaresi sağ köşesinde yükselmektedir. İç mekânda mihrap ve minber sade bir işçilikle düzenlenmiş, ibadet alanını aydınlatan pencereler klasik oranlarda duvarlara yerleştirilmiştir. Caminin haziresinde banisi Pervane Mehmet Efendi'nin yanı sıra dönemin çeşitli ilmiye ve bürokrasi mensuplarına ait mezar taşları bulunmaktadır. Günümüzde aktif olarak ibadete açık olan cami, Üsküdar'ın geleneksel mahalle dokusunu ve Osmanlı dönemi vakıf mescit kültürünü yansıtan mütevazı yapılar arasında varlığını sürdürmektedir.
DEFTERDAR TAHİR EFENDİ (HAREM) CAMİİ
Defterdar Tahir Efendi Camii, halk arasında bilinen adıyla Harem Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Selimiye Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Harem İskelesi ve Selimiye Kışlası'na yakın bir konumda, Selimiye Ambar Sokağı üzerinde bulunan yapı, sahil yolundan iç kesimlere doğru uzanan yerleşim dokusu içerisinde konumlanır. Cami, Osmanlı döneminde Harem bölgesinin iskele ve kışla çevresindeki hareketliliğine hizmet etmek amacıyla inşa edilen dini yapılar arasında yer alır. Caminin banisi Osmanlı Devleti ricalinden Defterdar Tahir Efendi'dir. 18. yüzyılda inşa ettirilen yapı, zaman içerisinde geçirdiği yangınlar ve yıpranmalar sebebiyle muhtelif tarihlerde onarımlar görmüştür. Sonraki dönemlerde yenilenen veya ihya edilen cami, klasik dönem anıtsal camilerinden ziyade, dönemin tipik mahalle mescidi ve camisi mimarisini yansıtır. Yapı kagir ve ahşap karkas tekniklerin harmanlandığı, kırma çatılı bir plana sahiptir. Mimari açıdan dikdörtgen veya kareye yakın plan şeması sergileyen yapının üzeri kiremit kaplı ahşap bir çatı ile örtülüdür. Tek şerefeli ve sade bir tasarıma sahip olan minaresi caminin bünyesinde yer alır. İç mekanda ahşap tavan ve sade tezyinat unsurları hakimdir; mihrap ve minber de abartısız bir üslupta inşa edilmiştir. Günümüzde faal olarak ibadete açık bulunan cami, Harem İskelesi, Selimiye Kışlası ve çevredeki tarihi askeri/idari yapılarla aynı bölgede yer aldığından ulaşımı oldukça kolay bir noktadadır.
Geredeli Çelebi Camii
Geredeli Çelebi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Mimar Sinan Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Cami, Selman-ı Pak Caddesi'ne yakın bir konumda, geleneksel Üsküdar sokak dokusunun korunduğu bir alanda bulunmaktadır. Yapı, bulunduğu sokağa ve çevreye adını veren önemli bir mahalle camisi olarak varlığını sürdürmektedir. Yakın çevresinde İmrahor Camii ve Mimar Sinan Meydanı gibi Üsküdar'ın bilinen tarihi odak noktaları yer alır. Caminin banisi, 16. yüzyıl Osmanlı ulemasından veya bürokrasisinden olduğu bilinen Geredeli Çelebi lakaplı şahsiyettir. Yapının kesin inşa yılı kaynaklarda tam olarak yer almamakla birlikte 16. yüzyıl Klasik Osmanlı dönemi eseri olarak kabul edilmektedir. Tarihsel süreçte çeşitli yangın ve depremlerden etkilenen yapı, zaman içerisinde onarımlar geçirmiş ve özgün mimari özelliklerinin bir kısmını kaybetmiştir. Son dönemlerde yapılan kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla ihya edilerek ibadete açık tutulması sağlanmıştır. Mimari açıdan incelendiğinde Geredeli Çelebi Camii, kareye yakın dikdörtgen plan şemasına sahip, ahşap çatılı ve kırma kiremit örtülü bir mahalle mescidi tipolojisindedir. Duvarları moloz taş ve tuğla almaşık örgü tekniğiyle inşa edilmiş olup, dış cephesi sıvalıdır. Tek şerefeli minaresi sağ köşede yükselir ve kesme taştan bir kaide üzerinde yer alır. İç mekanda mihrap ve minber sade bir işçilik sergilemekte, yapı yalın süsleme unsurlarıyla mahalle ölçeğindeki ibadethane karakterini yansıtmaktadır. Günümüzde aktif olarak ibadete açık olan cami, Üsküdar merkezine yürüme mesafesinde ziyaret edilebilecek tarihi yapılardandır.
BulgurluMescitCamii
Bulgurlu Mescit Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Mimar Sinan Mahallesi sınırları içinde yer almaktadır. İsmi Bulgurlu semtini çağrıştırsa da ibadethane Üsküdar merkezine oldukça yakın bir konumda, tarihî sokak dokusu içerisinde bulunmaktadır. Cami; çarşıya, Üsküdar sahil şeridine ve bölgedeki diğer Osmanlı dönemi anıtlarına yürüme mesafesinde yer alan bir mahalle mescidi niteliğindedir. Yapının ilk inşası Osmanlı dönemine uzanmakta olup banisi Bulgurlu Mehmed Ağa olarak bilinmektedir. 17. yüzyıl civarında inşa edildiği kaydedilen mescit, zaman içinde çeşitli yangınlar, depremler ve bakımsızlık süreçleri nedeniyle tahribata uğramış ve muhtelif onarımlar geçirmiştir. Son dönemlerde yapılan kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla ihya edilerek yeniden ibadete açılmıştır. Banisinin kabri de mescidin haziresinde yer almaktadır. Mimari açıdan tipik bir klasik Osmanlı mahalle mescidi karakteri taşımaktadır. Kagir duvar örgüsüne ve ahşap kırma çatıya sahip olan yapının üzeri kiremit ile örtülüdür. Dikdörtgen plan şeması sergileyen caminin iç mekânı sade bir düzene sahiptir; mihrap ve minberinde abartısız, geleneksel çizgiler tercih edilmiştir. Tek şerefeli minaresi gövde ve kaidesiyle birlikte mütevazı boyutlardadır. Günümüzde aktif olarak ibadete açık olan Bulgurlu Mescit Camii, çevresindeki konut dokusu arasında mahalle sakinlerine hizmet vermeyi sürdürmektedir.
TOYGAR HAMZA ÇELEBİ CAMİİ
Toygar Hamza Çelebi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Mimar Sinan Mahallesi sınırları içinde, halk arasında Toygartepesi olarak bilinen mevkide yer almaktadır. Eser, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri ricâlinden Hamza Çelebi tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa ettirilmiştir. Yapı, bulunduğu bölgeye ve tepeye adını veren erken Osmanlı dönemi mahalle mescitlerinden biri olma niteliğini taşır. Çevresinde Selman Ağa Camii ve Çavuşdere Caddesi gibi Üsküdar'ın bilinen noktaları bulunmaktadır. Caminin mimarisi tipik klasik Osmanlı mahalle mescidi şemasına sahiptir. Moloz taş ve tuğla almaşık örgü sistemiyle inşa edilen yapı, dikdörtgen planlı olup kırma ahşap bir çatı ile örtülüdür. Giriş cephesinde ahşap tavanlı bir son cemaat yeri yer alır. Caminin sağ tarafında yükselen tek şerefeli minaresi kesme taş kaide üzerine tuğla gövdeli olarak inşa edilmiş, zaman içinde yapılan onarımlarla yenilenmiştir. Sade bir iç mekâna sahip olan caminin mihrap ve minberi tezyinattan uzak, işlevsel unsurlarla şekillendirilmiştir. Geçirdiği yangınlar ve zamanın yıpratıcı etkileri sebebiyle çeşitli tarihlerde, özellikle 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ikinci yarısında tamirat gören cami, özgün dönem mimarisinden bazı detayları kaybetmiş olsa da ibadete açık durumdadır. Caminin haziresinde banisi Hamza Çelebi'nin ve dönemin ileri gelenlerinin mezarları bulunmaktadır. Üsküdar meydanına ve vapur iskelelerine yürüme mesafesinde olan yapı, Toygartepesi yokuşunu tırmananlar ve Osmanlı dönemi semt dokusunu inceleyenler için günümüzde de hizmet veren faal bir ibadethanedir.
Gülfem Hâtun Camii
Gülfem Hatun Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi'nde yer alan, 16. yüzyıla ait tarihî bir Osmanlı camisidir. Kanuni Sultan Süleyman'ın hareminde bulunan Gülfem Hatun tarafından 1539-1540 yıllarında yaptırıldı. Yapı, Osmanlı döneminde kadın baniler tarafından inşa ettirilen mimari eserlerin erken örnekleri arasında yer alır. Tarihsel süreçte büyük badireler atlatan cami, 1850 yılındaki büyük yangında ağır hasar gördü ve ardından mahalle halkının yardımlarıyla yeniden onarıldı. İlk yapıldığında bünyesinde bir sıbyan mektebi ve türbe de barındıran ve küçük bir külliye niteliğindeydi. Külliyenin mimari bütünlüğü 1930 yılındaki yol genişletme çalışmaları sırasında mektep ve türbenin tamamen ortadan kaldırılmasıyla bozuldu. Geçirdiği yangın, yıkım ve restorasyonlar nedeniyle özgün mimari dokusunu büyük ölçüde kaybeden cami, günümüzde düz bir ahşap çatıya ve sonradan yenilenmiş mütevazı bir minareye sahiptir. Yapının haziresinde ise caminin banisi olan Gülfem Hatun'un kabri bulunmaktadır. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BClfem_Hatun_Camii (CC BY-SA 4.0)
Abacı Dede Türbesi
Abacı Dede Türbesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Valide-i Atik Mahallesi sınırları içinde yer alan Abacı Dede Sokağı üzerinde bulunmaktadır. Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden biri olan tarihi Atik Valide Külliyesi'ne yürüme mesafesinde konumlanan yapı, semtin geleneksel dokusunu yansıtan sokak dokusunun bir parçasıdır. Türbe, halk arasında Abacı Dede olarak bilinen tasavvuf büyüğü veya mahalleyle özdeşleşmiş bir zatın kabrini barındırmaktadır. Yapı, plan şeması ve mimari özellikleri bakımından gösterişten uzak, tipik bir Osmanlı dönemi mahalle türbesi niteliği taşır. Genellikle kâgir ya da ahşap unsurların bir arada kullanıldığı mütevazı bir kütleye sahip olan türbe, zaman içinde çeşitli onarımlar geçirerek günümüze ulaşmıştır. İç mekânda sanduka yer almakta olup, pencereler ve kapı açıklıkları klasik Osmanlı türbe mimarisinin sade detaylarını yansıtır. Yapının çevresinde küçük bir hazire veya parsel sınırları içinde yer alan diğer mezar taşları görülebilmektedir. Günümüzde türbe, mahalle sakinleri ve tasavvufi tarihe ilgi duyan ziyaretçiler tarafından dua ve ziyaret amacıyla kullanılmaktadır. Üsküdar’ın derin tasavvuf kültürünün ve halk inanışlarının bir parçasını oluşturan mekân, bölgedeki diğer tarihi cami, tekke ve külliyelerle birlikte semtin manevi coğrafyasında yer alır. Ziyaretçiler, Atik Valide Külliyesi ve Çinili Cami gibi bölgenin diğer önemli tarihi yapılarını ziyaret ederken bu türbeye de kolaylıkla ulaşabilirler.
Karadavud Paşa Camii
Karadavud Paşa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Selami Ali Mahallesi sınırları içerisinde ve Selmani Pak Caddesi üzerinde yer almaktadır. II. Bayezid devri devlet adamlarından ve veziriazamlarından olan Koca Davud Paşa (Kara Davud Paşa) tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa ettirilmiştir. Cami, çevresindeki mektep ve haziresiyle birlikte küçük bir külliye hüviyetinde tasarlanmış olup semtin erken Osmanlı dönemine ait önemli dini yapıları arasında yer almaktadır. Yapı, plan şeması bakımından kareye yakın dikdörtgen planlı ve kagir duvarlıdır. Üzeri ahşap bir çatı ve kiremit örtü ile kapatılmış olan cami, tarih boyunca geçirdiği yangınlar ve onarımlar sonucunda orijinal klasik mimari özelliklerinin bir kısmını kaybetmiştir. Camiye bitişik olan tek şerefeli minaresi kesme taş kaide üzerinde yükselen tuğla gövdeye sahiptir. İbadethanenin iç mekanında ahşap tavan ve dönemin sade taş işçiliğini yansıtan mihrap ile minber yer almaktadır. Günümüzde aktif olarak ibadete açık olan Karadavud Paşa Camii'nin haziresinde yapının banisi Kara Davud Paşa'nın yanı sıra dönemin çeşitli ulema ve devlet ricaline ait mezarlar ile mezar taşları bulunmaktadır. Cami haziresinde yer alan kitabeler ve mezar taşları, dönemin hat sanatı ve mezar taşı tipolojisi açısından tarihi belge niteliği taşır. Üsküdar merkezine ve Marmaray istasyonuna yürüme mesafesinde bulunan yapı; Çinili Cami, Atik Valide Külliyesi ve diğer tarihi Üsküdar eserleriyle aynı güzergah üzerinde konumlanmaktadır.
Doğancı Hacı Ahmed Paşa Türbesi
Doğancı Hacı Ahmed Paşa Türbesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi sınırları içerisinde ve Ramazanoğlu Sokak üzerinde yer almaktadır. Doğancılar semtine adını veren tarihi şahsiyetlerden biri olan Doğancı Ahmed Paşa için yaptırılmış olan bu türbe, bölgenin erken Osmanlı dönemi ve klasik devir izlerini taşıyan önemli anıt yapılarından biridir. Yapı, Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi ile Doğancılar Meydanı arasındaki tarihi dokunun kesişim noktasında, konutların ve hazirelerin arasında konumlanmaktadır. Türbeye adını veren Doğancı Hacı Ahmed Paşa, sarayda doğancıbaşılık görevinde bulunmuş ve 16. yüzyılda vefat etmiş bir Osmanlı devlet ricalidir. Ahmed Paşa, bölgede aynı zamanda bir cami ve sıbyan mektebi de inşa ettirmiş, türbe de bu yapı grubuyla bağlantılı olarak tesis edilmiştir. Türbenin bulunduğu alanda Ahmed Paşa'nın yanı sıra yakın çevresine ve ailesine ait kabirlerin bulunduğu bir hazire yer almaktadır. Geçirdiği yangınlar ve zamanın getirdiği tahribatlar neticesinde çeşitli dönemlerde onarım görmüş olan türbe, klasik Osmanlı açık türbe veya küçük ölçekli türbe mimarisi anlayışını yansıtır. Kareye yakın planlı ve taş-tuğla almaşık örgü tekniğiyle inşa edilen yapının pencereleri klasik dönem demir parmaklıklarla çevrilidir. İç mekânında Doğancı Ahmed Paşa'nın sandukası yer almakta olup, çevresindeki hazirede dönemine ait kitabeli Osmanlı mezar taşları bulunmaktadır. Günümüzde tescilli bir kültür varlığı olarak koruma altında olan türbe, Üsküdar meydanına ve sahil şeridine yürüme mesafesinde bulunması sebebiyle bölgedeki tarihi yürüyüş rotaları kapsamında ziyaret edilebilmektedir.
Arakiyeci Hacı Cafer Kız Kuran Kursu
Arakiyeci Hacı Cafer Kız Kur'an Kursu, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Zeynep Kamil Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Tesis, adını tarihi Arakiyeci Hacı Cafer Camii'nden (diğer adıyla Hacı Cafer Camii) almakta olup Dr. Burhanettin Üstünel Caddesi ile Kartalbaba Caddesi civarındaki ibadet yapısının haziresine veya müştemilatına bağlı olarak hizmet vermektedir. Zeynep Kamil Hastanesi'ne ve Karacaahmet Mezarlığı'nın üst kesimlerine yakın bir konumda bulunan yapı, çevresindeki tarihi dokuyla bütünleşmiş bir eğitim alanıdır. Kur'an kursuna adını veren Hacı Cafer Camii, Osmanlı döneminde başlık ve takke türü olan "arakiye" imalatçıları esnafından Hacı Cafer tarafından inşa ettirilmiştir. 16. yüzyıl sonları veya 17. yüzyıl başlarına tarihlenen özgün ibadethane, zaman içinde meydana gelen yangınlar ve tahribatlar sonucu harabeye dönmüş, son devirlerde yeniden ihya edilmiştir. Cami yerleşkesinde yer alan Kur'an kursu binası ise Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve Üsküdar İlçe Müftülüğü'ne bağlı olarak dini eğitim vermek amacıyla yapılandırılmıştır. Günümüzde aktif olarak faaliyet gösteren kurs bünyesinde hanımlara ve genç kızlara yönelik hafızlık ve temel dini bilgiler eğitimi sunulmaktadır. Geleneksel Osmanlı-Türk mahalle dokusunun bir parçası olan külliye mantığının sürdürüldüğü alan, sakin bir sokak dokusu içerisinde yer alır. Çevresinde Kartal Baba Türbesi ve Zeynep Kamil Külliyesi gibi önemli dini ve tarihi yapılar yer almakta olup Üsküdar merkezinden toplu taşıma araçlarıyla kolayca ulaşılabilmektedir.
Şht. Süleyman Paşa Cami
Şehit Süleyman Paşa Camii, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Ahmediye Mahallesi sınırları içinde ve Halk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Cami, banisi olan ve Osmanlı döneminde kaptan-ı deryalık ve sadrazamlık gibi mühim görevlerde bulunmuş Şehit Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır. İlk inşası 17. yüzyıla kadar uzanan yapı, zaman içerisinde yangınlar ve diğer tahribatlar neticesinde zarar görmüş, muhtelif dönemlerde yapılan bakım ve onarımlarla varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Mimari bakımdan yapı, geleneksel mahalle camisi tipolojisine uygun olarak mütevazı boyutlarda kâgir duvar tekniği ve ahşap çatı örtüsü kullanılarak inşa edilmiştir. Dikdörtgen plan şemasına sahip olan harimin üzeri kiremit kaplı kırma bir çatı ile örtülüdür. Yapının tek şerefeli minaresi sağ köşesinde yer almakta olup kesme taş kaide üzerinde tuğla veya taş gövdeyle yükselmektedir. İç mekânda sadelik hâkimdir; mihrap ve minber temel ibadet gereksinimlerini karşılayacak şekilde düzenlenmiş, aydınlatma ise cephelerde yer alan çift sıra pencerelerle sağlanmıştır. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeye devam eden caminin haziresinde banisine ve dönemin bazı ileri gelenlerine ait mezarlar bulunmaktadır. Çevresinde Kefçe Dede Camii ve Ahmediye Külliyesi gibi önemli Osmanlı dönemi yapıları yer alır. Üsküdar Meydanı'na ve sahil aksına yürüme mesafesinde olan konumu sayesinde hem bölge halkı hem de tarihî semti keşfeden ziyaretçiler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir.
Tavaşi Hasan Ağa Camii
Tavaşi Hasan Ağa Camii ya da İnadiye Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Ahmediye Mahallesi'nde bulunan Osmanlı döneminden kalma tarihî bir cami. Sokollu Mehmet Paşa'nın hazinedarı olan Tavaşi Hasan Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1587 yılında başlanan cami, 1 yıllık inşaat sürecinden sonra 1588 yılında ibadete açılmıştır. Özgün planda bir mescit olarak inşa edilen camiye Yenbu Seferi'nde ordu kadılığı görevinde bulunan Maraşlı Ramazan Ahmet Efendi minber koyarak, camiye çevirmiştir. Cami, 1592 yılında Yemen'den gelen ve hazirede medfun bulunan Muhammed ibn-i Ukayl isminde bir şeyh tarafından bir dönem Rufâî tekkesi olarak da kullanılmıştır. Daha sonra caminin karşısına, Anadolu ve Rumeli'deki Rufâî tekkelerinin merkezi haline gelen bir asitâne inşa edilmiş ve ayinler bu tekkede icra edilmeye başlanmıştır. Zamanla harap olan cami, 1892 yılında Hatice Hanım adında bir zat tarafından tamir ettirilmiş. 1982 yılında tekrar onarılan cami, 2010 yılında kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçmiştir. Özgün planda bir mescit olarak inşa edilmiş ve sonra camiye çevrilmiştir. Daha sonra haziresi, günümüzde bulunmayan fakat camiin cephesindeki sokaklardan birine adını veren mektebi ve meşrutası yapılmıştır. Cami, apartmanların arasında kalmıştır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin Tavaşi Hasan Ağa Mahallesi olarak anılıyordu. Cami, Malatyalı İsmail Ağa Camii'ye çok yakındır. Caminin banisi Tavaşi Hasan Ağa mihrap önünde medfundur. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Tava%C5%9Fi_Hasan_A%C4%9Fa_Camii (CC BY-SA 4.0)
Malatyalı İsmail Ağa Camii
Malatyalı İsmail Ağa Camii ya da kısaca Ağa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Ahmediye Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir cami. Dönemin Bâbüssaâde Ağası olan Malatyalı İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1608 yılında başlanan cami, 1 yıllık inşaat sürecinden sonra 1609 yılında ibadete açılmıştır. Cami mimari olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Zamanla harap olan cami, 1902 yılında Mahmut Şevket Paşa tarafından onarılmıştır. Özgün planda bir cami olarak inşa edilmiştir. Daha sonra hamamı ve çeşmesi yapılmıştır. Cami, apartmanların arasında kalmıştır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin Kefçe Dede Mahallesi olarak anılıyordu. Cami, Tavaşi Hasan Ağa Cami'ye çok yakındır. Caminin banisi Malatyalı İsmail Ağa Ağa Rodos'ta, Murat Reis Türbesi Haziresi'nde medfundur. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Malatyal%C4%B1_%C4%B0smail_A%C4%9Fa_Camii (CC BY-SA 4.0)
Arakiyeci Hacı Cafer Çelebi Cami
Arakiyeci Hacı Cafer Çelebi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Zeynep Kamil Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Cami, Dr. Eyüp Aksoy Caddesi ile Nuhkuyusu Caddesi'ne yakın bir konumda, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi civarında bulunmaktadır. Yapı, halk arasında banisinin mesleğinden ötürü Arakiyeci Cafer Çelebi Camii veya kısaca Arakiyeci Camii adıyla da bilinmektedir. Camiye adını veren arakıyye, dervişlerin ve Osmanlı döneminde halkın taktığı keçeden yapılan ince bir başlık türüdür. Caminin banisi olan Hacı Cafer Çelebi, 16. yüzyılda yaşamış bir esnaf olup yapının inşası Kanuni Sultan Süleyman dönemine, 16. yüzyılın ortalarına tarihlenmektedir. Klasik Osmanlı dönemi mahalle mescitleri tipolojisinde tasarlanan ibadethane, zaman içinde geçirdiği yangınlar ve tahribatlar nedeniyle çeşitli onarımlar görmüş, bu müdahaleler neticesinde özgün mimari ayrıntılarının bir kısmını kaybetmiştir. Cami, kagir ve ahşap yapı elemanlarının bir arada kullanıldığı dikdörtgen planlı bir harim alanına sahiptir. Üst örtüsü kırma çatı ile kaplı olup, tek şerefeli minaresi taştan inşa edilmiştir. Günümüzde aktif olarak ibadete açık olan Arakiyeci Hacı Cafer Çelebi Camii, haziresinde yer alan Osmanlı dönemine ait mezar taşları ve kitabeleriyle dönemin mahalle kültürünü yansıtmaktadır. Caminin çevresinde banisine ve yakınlarına ait olduğu bilinen kabirler bulunmaktadır. Karacaahmet Mezarlığı'nın üst kesimlerine ve Zeynep Kamil Külliyesi'ne yürüme mesafesinde bulunan yapı, Üsküdar'ın tarihi sokak dokusunu koruyan ibadethaneleri arasında varlığını sürdürmektedir.
Kurban Nasuh Baba Camii
Kurban Nasuh Baba Camii ya da Şeyh Nuri Efendi (Çarşamba) Tekkesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Ahmediye Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir camidir. Şeyh Kurban Nasuh Baba tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1586 yılında başlanan cami, 1 yıllık inşaat sürecinden sonra 1587 yılında ibadete açılmıştır. Cami mimari olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Zamanla harap olan camiye, 1600'lü yıllarda El-Hac Ebu Bekir adlı biri mescide minber ekletip cami haline çevirmiştir. Daha sonra yıkılan cami, 1973 yılında tekrar yaptırılmıştır. Özgün planda bir cami olarak inşa edilmiştir. Daha sonra muvakkithanesi ve şadırvanı yapılmıştır. Cami, apartmanların arasında kalmıştır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin Tavaşi Hasan Ağa Mahallesi olarak anılıyordu. Cami, Tabaklar Camii'ye çok yakındır. Caminin banisi Kurban Nasuh Baba mihrap önünde medfundur. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Kurban_Nasuh_Baba_Camii (CC BY-SA 4.0)
İhsaniye Camii
İhsaniye Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Salacak Mahallesi sınırları içerisinde, Dr. Sıtkı Özferendeci Sokak üzerinde yer almaktadır. Adını bulunduğu İhsaniye semtinden alan yapı, Osmanlı Padişahı III. Selim tarafından annesi Mihrişah Valide Sultan adına 1792 (hicri 1207) yılında inşa ettirilmiştir. Cami, Selimiye Kışlası ve çevresindeki kentsel düzenlemelerin yapıldığı döneme ait olup, bölgenin iskânı ve gelişimi amacıyla inşa edilen yapı topluluğunun bir parçası olarak hayat bulmuştur. Mimari açıdan Geç Dönem Osmanlı ve barok üslup etkilerini yansıtan cami, kagir duvarlı ve ahşap çatılı bir plana sahiptir. Yapının üzeri kiremit kaplı kırma bir çatı ile örtülüdür. Dikdörtgen plan şemasına sahip olan ibadethanenin pencereleri iki sıra halinde düzenlenmiş olup iç mekânın aydınlatılmasını sağlar. Tek şerefeli minaresi kesme taştan inşa edilmiş olup klasik orantılara sahiptir. Caminin haziresinde dönemin önemli şahsiyetlerine ait mezar taşları ve kitabeler bulunmaktadır. Günümüzde faal durumda olan ve ibadete açık bulunan İhsaniye Camii, zaman içinde çeşitli onarımlar geçirerek özgün karakterini büyük ölçüde korumuştur. Çevresinde Selimiye Kışlası, Salacak sahili ve tarihi Üsküdar mahalle dokusu yer almaktadır. Sahil şeridine yürüme mesafesinde bulunan yapı, bölgenin sakin sokak dokusu içerisinde yerel cemaate ve ziyaretçilere hizmet vermeye devam etmektedir.
Küçük İhsaniye Cami
Küçük İhsaniye Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Salacak Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Cami, İhsaniye semtinin adını aldığı tarihî İhsaniye İskelesi ve çevresindeki yerleşim dokusuyla ilişkili konumlardan birinde bulunmaktadır. Sultan III. Mustafa döneminde inşa edilen yapı, aynı padişah tarafından yaptırılan İhsaniye Camii'nden (Büyük İhsaniye Camii) ayırt edilmek üzere halk arasında ve kaynaklarda Küçük İhsaniye Camii olarak anılmaktadır. Tarihî süreçte geçirdiği yangın ve tahribatların ardından çeşitli onarımlar görmüş, son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek günümüzdeki hâlini almıştır. Mimari açıdan geleneksel Osmanlı mahalle mescidi tipolojisinde inşa edilmiş olan cami, kâgir bir altyapıya ve ahşap kırma çatıya sahiptir. Dikdörtgen plan şeması sergileyen yapının harim kısmı sade tutulmuş olup, duvarlarında taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır. İç mekân ahşap tavan ile örtülüdür ve pencereler vasıtasıyla aydınlatılmaktadır. Caminin tek şerefeli minaresi gövde ve kaidesiyle klasik hatları yansıtır. Yapının haziresinde dönemin ileri gelenlerine ve mahalle sakinlerine ait tarihî mezar taşları yer almaktadır. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeye devam eden Küçük İhsaniye Camii, Salacak sahil bandına ve Kız Kulesi manzarasına yakın bir konumdadır. Üsküdar merkezine yürüme mesafesinde bulunan yapı, çevresindeki sivil mimarlık örneği ahşap konaklar ve sokak dokusu ile birlikte semtin tarihî kimliğini tamamlamaktadır. Sakin bir mahalle ortamında bulunan cami, hem vakit namazları için cemaate açık tutulmakta hem de Üsküdar'ın tarihî yerleşimlerini gezen ziyaretçiler tarafından görülebilmektedir.
Çakırcı Hasan Paşa Cami
Çakırcı Hasan Paşa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi sınırlarında ve Doğancılar Caddesi üzerinde yer almaktadır. Cami, Osmanlı döneminde sarayda çakırcıbaşı görevinde bulunmuş ve daha sonra vezirlik mertebesine yükselmiş olan Hasan Paşa tarafından 15. yüzyılın sonları ile 16. yüzyılın başları arasındaki dönemde inşa ettirilmiştir. Çevresinde Doğancılar Parkı ile Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi gibi Üsküdar'ın önemli tarihi ve dini merkezleri bulunmaktadır. Yapı, bulunduğu semtin sokak dokusu içerisinde Osmanlı mahalle mescitlerinin karakteristik bir örneği olarak varlığını sürdürmektedir. Mimari açıdan kareye yakın dikdörtgen plan şemasına sahip olan yapı, yığma taş ve tuğla malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Caminin üzeri kiremit kaplı ahşap bir çatı ile örtülüdür. Yapının sağ tarafında tek şerefeli, tuğla gövdeli ve taş kaideli bir minaresi yükselmektedir. Tarih boyunca çeşitli yangın ve depremlerden etkilenen yapı, farklı dönemlerde onarımlar geçirmiş, bu müdahaleler neticesinde iç mekandaki ahşap tavan ve diğer donatılar dönemsel olarak yenilenmiştir. İbadet mekanının pencereleri düz lentolu ve kemerli açıklıklarla aydınlatılmakta olup iç mekanda sade bir süsleme programı hakimdir. Cami günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde faal olarak ibadete açık tutulmaktadır. Haziresinde dönemin devlet adamlarına ve caminin vakfiyesine bağlı kişilere ait tarihi mezar taşları bulunmaktadır. Üsküdar meydanına ve sahil şeridine yürüme mesafesinde bulunan yapı, bölgedeki diğer Osmanlı devri ibadethaneleri ve türbeleri ziyaret edenler için Doğancılar güzergahı üzerindeki durak noktalarından birini teşkil etmektedir.
Salih Dede Türbesi
Salih Dede Türbesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Salacak Mahallesi sınırları içinde yer almaktadır. Bestekâr Selahattin Pınar Sokak üzerinde konumlanan yapı, Üsküdar sahil şeridine ve Kız Kulesi manzarasına oldukça yakın bir noktadadır. Türbe, bulunduğu sokak dokusu içerisinde konutların arasında yer almakta olup mahalle sakinleri ve tasavvuf tarihine ilgi duyan ziyaretçiler tarafından bilinmektedir. Türbede medfun bulunan Salih Dede'nin yaşamına ve kimliğine dair yazılı tarihi kaynaklarda çok ayrıntılı bilgi yer almamakla birlikte, bölgenin manevi şahsiyetlerinden ve dervişlerinden biri olduğuna inanılmaktadır. Üsküdar'ın Osmanlı dönemindeki dergâh, tekke ve tasavvufi geçmişinin bir parçası olarak günümüze ulaşan yapı, genellikle açık veya yarı açık türbe formunda korunmuştur. Çevresindeki hazire niteliğindeki küçük alan ve mezar taşları, dönemin mezar taşı işçiliği hakkında fikir vermektedir. Günümüzde koruma altında bulunan Salih Dede Türbesi, Salacak semtinin tarihi dokusunu tamamlayan mütevazı dini ziyaret noktalarından biridir. Yapı, mimari açıdan anıtsal bir özellik taşımamakla birlikte geleneksel taş işçiliği ve sade düzenlemesiyle dikkat çeker. Ziyaretçiler, Salacak İskelesi ve sahil yolundan kısa bir yürüyüşle türbenin bulunduğu sokağa ulaşabilmekte; bölgedeki diğer Osmanlı dönemi çeşmeleri, camileri ve tarihi Üsküdar sokaklarıyla birlikte alanı gezebilmektedir.
Nalçacı Halil Camii
Nalçacı Halil Camii, Şeyh Tului Tekkesi ya da Nalçacı Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Zeynep Kamil Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir camidir. Şeyh Halil Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1625 (?) yılında başlanan mescit, bir yıllık inşaat sürecinden sonra 1626 (?) yılında ibadete açılmıştır. Cami mimarî olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Dönemin Maraş valisi Abdullah Paşa tarafından, 1750 yılında mescide minber eklenmiştir. Camiinin yanında Nalçacı Dergâhı bulunmaktadır. 1874 yılında Mehmed Namık Paşa'nın oğlu Hüseyin Cemil Paşa tarafından tamir ettirilmiş, aynı zamanda Nalçacı Halil Efendi'nin türbesi yaptırılmıştır. 1940'lı yıllarda yıkılmış, 2011 yılında kapsamlı bir onarım sürecinden geçmiştir. Özgün planda bir mescit olarak inşa edilmiştir. Daha sonra haziresi ve dergâhı yapılmıştır. Cami, sokağın hemen sağında bulunmaktadır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere kadar Tabaklar Mahallesi olarak biliniyordu. Cami, Arakiyeci Hacı Cafer Camii'ye çok yakındır. Caminin banisi Şeyh Halil Efendi, hazirede medfundur. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Nal%C3%A7ac%C4%B1_Halil_Camii (CC BY-SA 4.0)
Üsküdar Ahmediye Cami
Üsküdar Ahmediye Cami, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, adını verdiği Ahmediye Mahallesi sınırları içinde yer almaktadır. Cami; medrese, sıbyan mektebi, kütüphane, imaret, çeşme ve hazireden oluşan Ahmediye Külliyesi'nin merkez yapısını teşkil eder. Yapı topluluğu, Lale Devri ricalinden Tersane Emini ve daha sonra Yeniçeri Ağası olan Kefeli Ahmed Ağa tarafından 1721-1722 (Hicri 1134) yıllarında inşa ettirilmiştir. Külliyenin mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte dönemin başmimarı Kayserili Mehmed Ağa'nın eseri olduğu tahmin edilmektedir. Cami, bulunduğu semtte uzun yıllar boyunca "Kefeli Camii" olarak da anılmıştır. Mimari açıdan Osmanlı Lale Devri klasik üslubunun özelliklerini yansıtan cami, kare plan şemasına sahiptir. Beden duvarları kesme taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup üzeri sekizgen bir kasnağa oturan tek bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin ön cephesinde revaklı bir son cemaat yeri yer almaktadır. Sağ köşesinde yükselen tek şerefeli minaresi kesme taştan yapılmıştır. Cami avlusunu çevreleyen revaklar ve kubbeli medrese hücreleri, yapının külliye bütünlüğünü korumaktadır. Caminin iç mekânında pencerelerden gelen ışıkla aydınlanan ferah bir atmosfer bulunurken, mermer mihrap ve minber dönemin yalın taş işçiliğini sergiler. Ahmediye Külliyesi, 18. yüzyıldan itibaren geçirdiği çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşmış ve cami ibadete açık durumunu sürdürmektedir. Külliyenin haziresinde banisi Ahmed Ağa'nın ve dönemin ileri gelenlerinin mezarları bulunmaktadır. Üsküdar meydanına ve sahil şeridine yürüme mesafesinde bulunan yapı, Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi ve Doğancılar Meydanı gibi semtin diğer tarihi noktalarına da oldukça yakın bir konumdadır. Günümüzde hem mahalle sakinlerinin ibadet ihtiyacını karşılamakta hem de Lale Devri külliye mimarisini incelemek isteyen ziyaretçilere hizmet vermektedir.
Rumî Mehmet Paşa Camii
Rumî Mehmet Paşa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi sınırları içinde, Boğaz'a ve Üsküdar sahiline hâkim bir yamaç üzerinde yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet dönemi veziriazamlarından Rumî Mehmet Paşa tarafından 1471 (Hicri 876) yılında inşa ettirilmiştir. Cami, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda Osmanlı döneminden günümüze ulaşan en eski camilerden biri olma özelliğini taşır. Yapı; cami, imaret, medrese ve türbeden oluşan geniş bir külliye olarak tasarlanmış olsa da günümüze yalnızca cami ve arkasında yer alan Rumî Mehmet Paşa Türbesi sağlam olarak ulaşabilmiştir. Mimari açıdan Erken Dönem Osmanlı mimarisi ile Bizans yapı geleneğinin sentezini yansıtan cami, ters T (zaviyeli/tabhaneli) plan şemasına sahiptir. Yapının duvarlarında kesme taş ve tuğla sıralarının birlikte kullanıldığı almaşık örgü tekniği tercih edilmiştir. Ana ibadet mekânı yüksek kasnaklı merkezi bir kubbeyle örtülüdür ve kubbe kasnağında Bizans mimarisini andıran dıştan kademeli kemer düzenlemeleri dikkat çeker. Mihrap yönünde yarım kubbe ile genişletilen mekânın yanlarında dörder küçük kubbeyle örtülü tabhane odaları yer alır. Yapının kuzeybatı köşesinde yükselen tek şerefeli minaresi kesme taştan inşa edilmiştir. Cami, yüzyıllar boyunca çeşitli depremlerden zarar görmüş ve başta 1950'li yıllar olmak üzere farklı dönemlerde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Günümüzde faal olarak ibadete açık olan caminin haziresinde banisi Rumî Mehmet Paşa'nın sekizgen planlı türbesi ve çeşitli dönemlere ait mezar taşları bulunmaktadır. Üsküdar İskelesi ve merkezine yürüme mesafesinde bulunan yapı, Şemsi Paşa Camii ve Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi gibi bölgedeki diğer önemli tarihi eserlere oldukça yakın bir konumdadır.
Altunizade İsmail Zühtü Paşa Camii
Altunizade İsmail Zühtü Paşa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, kendi adını taşıyan Altunizade semtinde yer almaktadır. Cami, 1865 yılında Sultan Abdülaziz döneminde devlet ricalinden Altunizade İsmail Zühtü Paşa tarafından yaptırılmıştır. İnşa edildiği dönemde bir külliye mantığıyla tasarlanan yapı; caminin yanı sıra muvakkithane, sıbyan mektebi, çeşme, dükkânlar ve hazireden oluşmaktadır. İsmail Zühtü Paşa'nın bu bölgede gerçekleştirdiği imar faaliyetleri, günümüzde Altunizade olarak anılan semtin gelişiminde ve adının yerleşmesinde belirleyici olmuştur. Mimari açıdan 19. yüzyıl Osmanlı dönemi Batılılaşma etkilerini, özellikle de Ampir ve Neo-Barok üsluplarını yansıtan bir yapıdır. Kareye yakın plan şeması üzerine inşa edilen cami, kâgir duvarlara ve yüksek kasnaklı tek bir kubbeye sahiptir. Geniş ve yuvarlak kemerli pencereleri sayesinde iç mekân bol miktarda doğal ışık almaktadır. Caminin ön cephesinde revaklı bir son cemaat yeri bulunur; tek şerefeli minaresi ise ana kütleye bitişik olarak yükselir. İç mekânda yer alan mihrap ve minber mermerden yapılmış olup dönemin süsleme zevkine uygun bitkisel ve geometrik kabartmalarla bezelidir. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeyi sürdüren caminin haziresinde banisi İsmail Zühtü Paşa’nın ve ailesinin mezarları yer almaktadır. Çevresindeki yoğun şehir dokusuna ve ana ulaşım akslarına rağmen avlusu ve haziresiyle tarihî dokusunu korumaktadır. Metrobüs ve metro hatlarının kesişim noktası olan Altunizade durağına ve ana caddeye çok yakın bir mesafede bulunmaktadır. Konumu itibarıyla Çamlıca Tepesi, Validebağ Korusu ve Üsküdar merkezine giden yolların üzerinde yer alır.
Karacaahmet Şehitlik Cami
Karacaahmet Şehitlik Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Barbaros Mahallesi sınırları içerisinde ve tarihi Karacaahmet Mezarlığı'nın hemen yanı başında yer almaktadır. Nuhkuyusu Caddesi aksına yakın bir mevkide konumlanan cami, bölgedeki yoğun şehitlik ve tarihi mezarlık dokusu ile iç içe bir yerleşim alanındadır. Adını çevresindeki tarihi şehitlik arazisinden ve Karacaahmet bölgesinden alan yapı, bölgedeki önemli ibadet mekanlarından biri olarak hizmet vermektedir. Cami, Türkiye Cumhuriyeti döneminde, 20. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş çağdaş bir dini yapıdır. Geleneksel Osmanlı mimarisi ögeleriyle modern betonarme tekniklerinin harmanlandığı bir tasarıma sahiptir. Kareye yakın plan şeması üzerine inşa edilen yapının ana ibadet mekanını betonarme bir kubbe örtmektedir. Caminin dış cephesinde taş ve sıva uygulamaları görülürken, yapıda tek şerefeli bir minare bulunmaktadır. İç mekanda mihrap, minber ve vaaz kürsüsü mermer işçiliği ile şekillendirilmiş olup iç duvarlar hat ve tezyinat örnekleriyle bezenmiştir. Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak faal bir şekilde ibadete açık olan Karacaahmet Şehitlik Camii, semt sakinlerinin günlük ibadetlerinin yanı sıra özellikle cuma ve bayram namazlarında yoğun cemaat ağırlamaktadır. Mezarlık bölgesine yakınlığı sebebiyle cenaze merasimlerinde de sıklıkla tercih edilen cami; Karacaahmet Sultan Türbesi, Zeynep Kâmil Hastanesi ve Şakirin Camii gibi Üsküdar'ın bilinen noktalarına yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Toplu taşıma ile Nuhkuyusu Caddesi üzerinden geçen otobüs ve minibüs hatları sayesinde yapıya kolaylıkla ulaşılabilmektedir.
Küçük Selimiye (Çiçekçi) Camii
Küçük Selimiye Camii, halk arasındaki yaygın adıyla Çiçekçi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Selimiye Mahallesi sınırları içinde ve Tıbbiye Caddesi üzerinde yer almaktadır. Cami, III. Selim döneminde, 1801 yılında padişahın annesi Mihrişah Valide Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Yakınında bulunan büyük Selimiye Kışlası ve Büyük Selimiye Camii ile aynı dönemin imar faaliyetlerinin bir parçası olarak değerlendirilen yapı, daha mütevazı boyutları nedeniyle "Küçük Selimiye" adıyla anılmıştır. Bulunduğu mevkinin çiçek yetiştiriciliği ve satışı ile bilinmesinden ötürü halk arasında Çiçekçi Camii olarak da adlandırılmıştır. Yapının mimarisinde geç dönem Osmanlı dini mimarisinin ve Barok üslubun etkileri görülmektedir. Kesme taş ve tuğla malzeme kullanılarak inşa edilen cami, kareye yakın dikdörtgen planlı bir harime sahiptir. Üzeri ahşap çatı ile örtülü olan yapının iç mekanında mihrap ve minber sade mermer işçiliğiyle dikkat çeker. Tek şerefeli narin bir minaresi bulunan caminin avlusunda bir şadırvan, hazire ve dönemine ait bir çeşme yer almaktadır. Haziresinde dönemin bazı askeri ve sivil görevlilerine ait mezar taşları bulunmaktadır. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeye devam eden Küçük Selimiye Camii, zaman içinde çeşitli onarımlar geçirerek özgün karakterini büyük ölçüde korumuştur. Çevresinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile tarihi Selimiye Kışlası bulunmaktadır. Üsküdar ile Kadıköy arasındaki bağlantı güzergahı üzerinde yer alan cami, hem mahalle cemaati hem de bölgedeki hastane ve kamu kurumlarını ziyaret edenler tarafından kullanılmaktadır.
Nasuhi Mehmet Efendi Cami
Nasuhi Mehmet Efendi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Salacak Mahallesi sınırları içerisinde ve Tunusbağı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapı, Celvetiyye tarikatının Nasuhiyye kolunun kurucusu olan Şeyh Mehmed Nasuhi Efendi tarafından 17. yüzyılın sonlarında bir tekke ve mescid olarak tesis edilmiştir. Zamanla tekke binaları, türbe, hazire ve çeşmesiyle genişleyen yapı topluluğu, Osmanlı tasavvuf mimarisinin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Cami ve tevhidhâne işlevini bir arada barındıran ana yapı, kâgir zemin üzerine ahşap karkas olarak inşa edilmiş ve kırma çatıyla örtülmüştür. İç mekânda sadelik hâkim olup tavan ahşap kaplamadır. Minaresi tek şerefeli ve kesme taştan kaideye sahip olup gövdesi tuğla ve sıvalıdır. Külliyenin haziresinde Şeyh Nasuhi Efendi'nin yanı sıra dönemin tanınmış şeyhleri, aile fertleri ve dervişleri yatmaktadır. Yapı topluluğu, Cumhuriyet döneminde tekkelerin kapatılmasının ardından bir süre işlevsiz kalsa da günümüzde cami kısmı ibadete açık durumdadır. Nasuhi Mehmet Efendi Camii, Üsküdar'ın tarihî dokusu içerisinde Karacaahmet Mezarlığı ve Doğancılar Meydanı gibi önemli noktalara yakın bir konumda yer alır. Yapının avlusunda yer alan kitabeler ve haziresindeki mezar taşları, dönemin celî sülüs ve talik hat sanatının dikkat çekici örneklerini barındırmaktadır. Bölgedeki tasavvuf kültürünün ve tarikat yapılarının Salacak ve Doğancılar hattındaki önemli duraklarından biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaptanpaşa Camii
Kaptanpaşa Camii, İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde, Eyüpsultan İskele caddesindeki kesme taştan yapılmış kare planlı iki katlı tarihî camidir. Ahşap çatısı kurşun kaplı olup içten gizli kubbeli yapım sistemlerinin nadir örneklerindendir. Caminin kıblesi Haliç'e bakar. Eyüp Sultan Camii'ne 500 metre mesafededir. Çevresi türbe ve lahitlerle doludur. Altında iki çeşme vardır. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Kaptanpa%C5%9Fa_Camii (CC BY-SA 4.0)
Ayazma Cami
Ayazma Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Aziz Mahmud Hüdayi Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir camidir. 26. Osmanlı Padişahı III. Mustafa tarafından, annesi Mihrişah Emine Sultan ve ağabeyi Şehzade Süleyman adına yaptırılmıştır. Mimarı Mehmed Tahir Ağa'dır. Yapımına 1758 yılında başlanan cami, 2 yıllık inşaat sürecinden sonra 1760 yılında ibadete açılmıştır. Cami mimari olarak Osmanlı ve Barok esintilerini yansıtmaktadır. Yıldırım düşmesi sonucu yıkılan caminin minaresi, 1872 ve 1881 yıllarında yeniden inşa edilmiştir. 1953 yılında tekrar onarılan cami, yakın zamanda tekrar restore edilmiştir. Caminin bulunduğu yerde daha önce Ayazma Sarayı ve bahçesi olduğundan bu ismi almıştır. Mimari stil olarak batı etkilerinin görüldüğü bir camidir. Üç kapılı avludan camiye merdivenle çıkılır. Minaresi tek şerefeli merkezi kubbeli, kubbe de dört taşıyıcı payandaya oturtulmuş ve tabanı mermerlerle döşenmiştir. Güney cephesinde III. Mustafa Türbesi'nde olduğu gibi bir kuş evi dikkat çeker. Minberinde oymalı renkli mermerden, mihrabın içi kırmızı somakidendir. Binanın batısındaki hünkar mahfilinin duvarlarında İtalyan çinileri yer almıştır. Cami içinde Hattat Seyyid Abdullah ve Hattat Seyyid Mustafa'nın yazıları vardır. Haziresinde 43 adet mezar bulunmaktadır. Sol köşesinde bulunan III. Mustafa Çeşmesi, Şair Zihni'nin kitabesi ile süslüdür. Arkasında, yine aynı tarihte yaptırılıp; 1914 yılında yeniden inşa edilen Şemsipaşa İlköğretim Okulu vardır. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/Ayazma_Camii (CC BY-SA 4.0)
Çinili Camii
Çinili Cami, Orta Valide Camii ya da Mahpeyker Kösem Valide Sultan Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Valide-i Atik Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir cami. I. Ahmet'in eşi olan Mahpeyker Kösem Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. 1640 yılında ibadete açılmıştır. Cami mimari olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Zamanla harap olan cami, 1938 ve 1965 yıllarında onarılmıştır. Özgün planda bir cami olarak inşa edilmiştir. Daha sonra medresesi, şadırvanı, sebili, mektebi, çeşmesi ve hamamı yapılmıştır. Caminin bulunduğu bölge Murat Reis Mahallesi olarak anılmaktadır. Caminin banisi Mahpeyker Kösem Valide Sultan, I. Ahmet Türbesi'nde medfundur. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87inili_Cami (CC BY-SA 4.0)
Şemsi Ahmet Paşa Camii
Şemsi Ahmet Paşa Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Mimar Sinan Mahallesi sınırları içinde ve Boğaz kıyısında yer almaktadır. Üsküdar Meydanı'nın hemen sahil şeridinde, Marmara Denizi ile İstanbul Boğazı'nın kesişim noktasına çok yakın bir konumda konumlanmıştır. Osmanlı sadrazamlarından Şemsi Ahmet Paşa tarafından 1580 yılında Mimar Sinan'a inşa ettirilen yapı, Mimar Sinan'ın deniz kıyısında tasarladığı en kompakt ve zarif külliye örneklerinden biridir. Külliye bünyesinde caminin yanı sıra medrese, türbe ve kütüphane de bulunmaktadır. Mimari açıdan kare planlı olarak tasarlanan cami, kesme taştan inşa edilmiştir ve tek bir ana kubbe ile örtülüdür. Yapının güneybatı köşesinde yükselen tek şerefeli minaresi, gövdesi üzerindeki süslemeler ve orantılı yapısıyla dikkat çeker. Caminin iç mekânı, geniş pencereler aracılığıyla doğrudan denizden gelen ışıkla aydınlanmaktadır. Deniz tarafına bakan avlusu ve L planlı medrese odaları, cami ile bir bütünlük oluşturarak sakin bir avlu düzeni meydana getirir. Halk arasında "Kuşkonmaz Camii" olarak da bilinen yapı, kuzey ve güney rüzgârlarının kesiştiği bir kıyı noktasında inşa edildiği için çatı ve kubbesine kuşların konmadığı yönündeki rivayetle ün kazanmıştır. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeyi sürdüren caminin medrese bölümü ise kütüphane olarak kullanılmaktadır. Şemsi Ahmet Paşa Camii, Üsküdar vapur iskelelerine, Mihrimah Sultan Camii'ne ve Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi'ne yürüme mesafesinde yer almaktadır. Sahil yürüyüş yolu üzerinde bulunması sebebiyle yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından sıklıkla ziyaret edilen önemli bir Osmanlı dönemi mirasıdır.
Atik Valide Camii
Atik Valide Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, kendi adını taşıyan Valide-i Atik Mahallesi sınırları içindeki Toptaşı mevkiinde yer almaktadır. Sultan II. Selim’in eşi ve Sultan III. Murad’ın annesi olan Nurbanu Valide Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. İnşasına 1570’li yıllarda başlanan yapı, Mimar Sinan’ın ömrünün son döneminde tasarladığı ve genişlettiği en büyük külliye projelerinden birinin merkezinde yer alır. Zaman içinde çeşitli onarımlardan geçen cami, günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak ibadete açık tutulmaktadır. Caminin mimari kurgusu, altıgen ayak planı şemasına dayanmaktadır. Ana kubbe, altı dayanak üzerine oturtulmuş ve yanlardan yarım kubbelerle desteklenerek iç mekanda ferah bir alan elde edilmiştir. Yapının ikişer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. İç mekanda özellikle mihrap duvarını ve hünkar mahfilini süsleyen 16. yüzyıl klasik dönem İznik çinileri dikkat çeker. Kündekari tekniğiyle yapılmış ahşap kapı ve pencere kanatları ile mermer işçiliğine sahip minber ve vaaz kürsüsü, dönemin klasik Osmanlı sanat anlayışını yansıtır. Cami; medrese, tekke, darüşşifa, kervansaray, tabhane, imaret ve çifte hamamdan oluşan geniş bir külliyenin parçasıdır. Nurbanu Sultan'ın yaptırdığı bu ilk valide sultan külliyesi, daha sonra Üsküdar Meydanı'nda Kösem Sultan tarafından inşa ettirilen Yeni Valide (Valide-i Cedid) Camii'nden ayırt edilmesi amacıyla "Eski Valide" anlamına gelen "Atik Valide" adıyla anılmıştır. Üsküdar sahilinden içeride, hafif eğimli bir tepede konumlanan yapıya Üsküdar Meydanı'ndan toplu taşıma veya yürüyüşle ulaşmak mümkündür; çevresinde Çinili Camii gibi dönemin diğer önemli Osmanlı eserleri bulunmaktadır.
İlahiyat Fakültesi-Marmara Üniversitesi
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Altunizade Mahallesi Mahir İz Caddesi üzerinde yer almaktadır. Aynı alanda daha önce bulunan ve 1980'li yıllarda inşa edilen eski caminin depreme dayanıksız olduğunun tespit edilmesi üzerine bu yapı yıkılmış, yerine günümüzdeki çağdaş tasarımlı cami inşa edilmiştir. Mimar Muharrem Hilmi Şenalp ve Hassa Mimarlık tarafından projelendirilen yapı, 2015 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Konumu itibarıyla Capitol Alışveriş Merkezi'nin hemen karşısında, metrobüs ve metro hatlarının kesişim noktasında bulunmaktadır. Caminin mimarisi, klasik Osmanlı cami şemasının modern teknik ve malzemelerle yeniden yorumlanmasına dayanır. Geleneksel kavisli kubbe yerine, kırık hatlardan oluşan ve Türk üçgeni formunun geometrik bir düzenlemeyle birleştiği çelik konstrüksiyonlu bir üst örtü sistemi kullanılmıştır. Dış cephede ve örtüde cam yüzeyler ile modern kaplama elemanları tercih edilmiş olup, bu sayede iç mekânın doğal gün ışığından üst düzeyde yararlanması sağlanmıştır. Yapının iki adet minaresi de geleneksel silindirik formun dışına çıkarak caminin genel köşeli ve modern geometrik hatlarıyla uyumlu bir biçimde tasarlanmıştır. Kompleks yalnızca bir ibadet alanı olarak değil, aynı zamanda üniversite kampüsüyle entegre bir kültür merkezi işlevi görecek şekilde planlanmıştır. Ana ibadet alanının yanı sıra avlu kotunun altında konferans salonları, sergi alanları, derslikler, otopark ve sosyal donatılar yer almaktadır. Cami, hem Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri ve personeli hem de çevredeki iş ve yerleşim alanlarında bulunan cemaat tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Toplu taşıma akslarının merkezinde yer alması nedeniyle Üsküdar ve Kadıköy yönlerinden gelen ziyaretçiler için ulaşımı oldukça kolaydır.
Valide-i Cedid Camii
Valide-i Cedid Camii, diğer bilinen adıyla Yeni Valide Camii, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde Mimar Sinan Mahallesi sınırları içinde, Hakimiyet-i Milliye Caddesi ile Balaban Caddesi’nin kesiştiği noktada yer almaktadır. Üsküdar Meydanı ve vapur iskelelerine yürüme mesafesinde bulunan yapı, Sultan II. Mustafa ve Sultan III. Ahmed’in annesi Emetullah Râbia Gülnûş Sultan tarafından yaptırılmıştır. İnşasına 1708 yılında başlanan cami ve külliye birimleri, 1710 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Külliye; cami, imaret, sıbyan mektebi, çeşme, şadırvan, sebil, muvakkithane ve türbeden meydana gelmektedir. Klasik Osmanlı mimarisinin Lale Devri üslubuna geçiş evresini yansıtan cami, merkezi plan şemasına sahiptir. Ana kubbe, dört adet filayağı üzerine oturan kemerlerle taşınmakta ve yarım kubbelerle desteklenmektedir. İkişer şerefeli iki minaresi bulunan yapının minare külahları klasik kurşun kaplamadır. Cami hariminde kullanılan mermir işçiliği, mihrap ve minberdeki taş oyma detaylar ile hat yazıları dönemin taş ve hat sanatının yetkin örneklerini barındırır. Avlusunda yer alan çokgen planlı mermer şadırvan, kubbesiz ve tavanı kafesli üst örtüsüyle dikkat çekici bir tasarıma sahiptir. Külliyenin bânisi Emetullah Râbia Gülnûş Sultan’ın kabri de caminin haziresinde yer almaktadır. Bu türbenin üzeri klasik kubbeler yerine açık bırakılmış ve üst kısmı piramidal metal bir kafes kubbe ile örtülmüştür; bu durum yapıya özgü bir mimari detay olarak bilinir. Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde faal olarak ibadete açık olan cami, vakit namazlarının yanı sıra yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından da sıklıkla ziyaret edilmektedir. Konum itibarıyla Üsküdar Çarşısı'na, Mihrimah Sultan Camii'ne ve Marmaray istasyonuna oldukça yakın bir noktadadır.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, Üsküdar ilçesine bağlı Altunizade semtinde yer almaktadır. Mahir İz Caddesi üzerinde konumlanan yapı, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yerleşkesiyle bütünleşik bir alandadır. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü bağlantı yollarına ve metrobüs, metro gibi toplu taşıma hatlarına oldukça yakın bir noktada bulunması sebebiyle kentin ulaşımı en kolay ibadethanelerinden biridir. Aynı alanda daha önce yer alan ve 1999 Marmara Depremi sonrasında hasar görerek riskli yapı ilan edilen eski caminin yıkılmasının ardından inşa süreci başlatılmış ve yeni yapı 2015 yılında ibadete açılmıştır. Caminin mimari tasarımı Mimar Muharrem Hilmi Şenalp ve Hassa Mimarlık tarafından gerçekleştirilmiştir. Yapı, geleneksel Türk-İslam mimarisinin temel ögelerini modern mühendislik ve parametrik tasarım yaklaşımlarıyla birleştiren çağdaş bir üsluba sahiptir. Kare bir tabandan yükselen ve kırlangıç kubbe geleneğine atıfta bulunan geometrik tavan örtüsü, camiye özgün bir form kazandırmaktadır. Merkezde yer alan kubbe ve çatıyı oluşturan çelik konstrüksiyon, geleneksel mukarnas ve fraktal geometrinin üç boyutlu bir yorumudur. Ahşap kaplama elemanlar, geniş cam cepheler ve doğal ışığı içeriye alan açıklıklar iç mekânda aydınlık bir atmosfer sağlamaktadır. Yapının minareleri de ana kubbe formunu tamamlayacak şekilde prizmatik ve sade hatlarla tasarlanmıştır. Cami sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda alt kotlarında konferans salonları, sergi alanları, derslikler, otopark ve sosyal donatılar barındıran çok fonksiyonlu bir kültür kompleksi olarak hizmet vermektedir. Günümüzde hem fakülte öğrencileri ve akademisyenler hem de bölge halkı tarafından yoğun biçimde kullanılmaktadır. Konumu itibarıyla Çamlıca Tepesi, Capitol Alışveriş Merkezi ve Koşuyolu bölgesine oldukça yakın olan yapı, çağdaş cami mimarisinin İstanbul'daki önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Mihrimah Sultan Cami
Mihrimah Sultan Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, vapur iskelesinin hemen karşısındaki meydanda yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın kızı Mihrimah Sultan tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. İnşasına 1540'lı yılların ilk yarısında başlanan yapı topluluğu, 1548 yılında tamamlanmıştır. Cami; medrese, sıbyan mektebi, imaret ve türbe gibi birimlerden oluşan geniş bir külliyenin merkezinde yer alır. Halk arasında İskele Camii olarak da anılan yapı, Mimar Sinan'ın erken dönem eserleri arasında kabul edilmektedir. Mimari açıdan cami, kare planlı bir harim üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbeye sahiptir. Ana kubbe, doğu, batı ve güney yönlerinde üç yarım kubbe ile desteklenmiştir; kuzey tarafında ise yarım kubbe bulunmaz. Bu plan şeması harime ferah ve aydınlık bir iç mekan kazandırmıştır. Yapının dış cephesinde revaklı geniş bir son cemaat yeri ile onu çevreleyen daha geniş ikinci bir saçaklı revak bulunur. Caminin ikişer şerefeli iki minaresi vardır ve kesme taş malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Şadırvanı, son cemaat yerinin önünde, geniş saçakların altında yer almaktadır. Günümüzde aktif bir ibadethane olarak hizmet vermeye devam eden külliyenin medrese bölümü sağlık merkezi, diğer bazı bölümleri ise farklı kamu hizmetleri için kullanılmıştır. Çeşitli dönemlerde depremler ve yangınlar sebebiyle hasar gören yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı onarımlardan geçirilmiştir. Üsküdar meydanının merkezinde konumlanması sebebiyle Marmaray, metro ve vapur iskelelerine yürüme mesafesindedir. Çevresinde Şemsi Ahmed Paşa Camii ve Yeni Valide Camii gibi dönemin diğer önemli Osmanlı yapıları yer almaktadır.
Şakirin Camii
Şakirin Camii, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Karacaahmet Mezarlığı girişinde yer alan; 7 Mayıs 2009 gününde hizmete açılmış camidir. Türkiye’nin en modern camisi olduğu konusunda tartışmalar olduysa da bu yoruma katılanlar olduğu kadar katılmayan mimarlık eleştirmenleri de olmuştur. Şakirin ailesi tarafından inşa ettirilmiştir. Mimari proje tasarımını Hüsrev Tayla’nın yaptığı yapı, iç dekorasyonunu mimar Zeynep Fadıllıoğlu ‘nun yapması nedeniyle “bir kadın tarafından tasarlanmış ilk cami” olarak lanse edildi. Ancak bu caminin mimari Hüsrev Tayla’dır; Zeynep Fadıllıoğlu ise caminin iç mimari projelendirmesini gerçekleştirmiştir. Caminin adı, Arapça “müteşekkir” anlamına gelir. 3 tarafı camla çevrili cami, 3.000 metrekeare zemine kurulu, toplam inşaat alanı 10.000 metrekare ve kapasitesi 500 kişidir. Her birisi 35 metre yüksekliğinde iki minaresi vardır. İstanbul şehrinin Anadolu yakasındaki protokol camisi olma işlevi kazanacağı düşünülmektedir. Kaynak: Vikipedi — https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eakirin_Camii (CC BY-SA 4.0)
Aziz Mahmud Hüdayi Camii ve Türbesi
Aziz Mahmud Hüdayi Camii ve Türbesi, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, adını verdiği Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Celveti tarikatının kurucusu ve dönemin önde gelen mutasavvıflarından biri olan Aziz Mahmud Hüdayi tarafından 1590'lı yılların sonunda bir dergâh külliyesi olarak kurulmuştur. Zaman içerisinde eklenen yapılarla genişleyen külliye; cami (tevhidhane), türbe, imaret, kütüphane, çeşme, hazire ve derviş hücrelerinden oluşan kapsamlı bir merkeze dönüşmüştür. Tesis, 1850'li yıllarda meydana gelen büyük bir yangında ciddi hasar görmüş, ardından Sultan Abdülmecid döneminde 1855 yılında kagir olarak yeniden inşa edilmiştir. Yapının mimari özellikleri, 19. yüzyıl Osmanlı kentsel ve dini mimarisinde sıkça görülen ampir ve neoklasik üslupların izlerini taşır. Caminin harim kısmı kareye yakın planlı olup ahşap bir tavanla örtülmüştür; dış cephesinde ise sade taş işçiliği ve dönemin batılılaşma etkilerini yansıtan basık kemerli pencereler dikkat çeker. Tek şerefeli kagir minaresi cami kütlesine bitişik olarak yükselir. Caminin hemen yanında yer alan türbe ise Aziz Mahmud Hüdayi ve yakınlarının sandukalarını barındırır. Türbe yapısının iç mekânı hat levhaları ve kalem işleriyle bezelidir; avludaki hazirede ise Osmanlı dönemine ait çok sayıda ulema, devlet adamı ve şeyh ailesi mensubunun mezar taşları bulunmaktadır. Günümüzde aktif bir ibadethane ve yoğun şekilde ziyaret edilen bir anıt mezar olarak varlığını sürdürmektedir. Aziz Mahmud Hüdayi'nin denizciler ve müntesipleri için ettiği rivayet edilen duadan ötürü türbe, halk arasında manevi bir ziyaret noktası olarak kabul görür. Külliye, Üsküdar meydanına, iskelelere ve Marmaray istasyonuna yürüme mesafesinde bulunur. Çevresinde Mihrimah Sultan Camii, Şemsi Paşa Camii ve Yeni Valide Camii gibi kentin diğer önemli tarihi yapıları yer almaktadır.
Şeref Abad Maksemi
Açıklama hazırlanıyor…
Istanbul Workshops KANO
Açıklama hazırlanıyor…
Hz. Raûfİ Türbesİ
Hz. Raufi Türbesi, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Doğancılar semtinde yer alan tarihi Sinan Paşa Camii'nin (Hürmüz Hâtun / Damat Sinan Paşa Camii) haziresinde bulunmaktadır. Türbe, Halvetiyye tarikatının kolu olan Raufiyye şubesinin kurucusu Şeyh Seyyid Ahmed Raufi Hazretleri'nin ebedi istirahatgahıdır. Üsküdar İskelesi'nden Doğancılar Meydanı'na çıkan ana akslar üzerinde konumlanan yapı, çevresindeki tarihi külliye unsurları, çeşmeler ve hazire ile birlikte zengin bir dini-tasavvufi geçmişi yansıtmaktadır. Seyyid Ahmed Raufi, 18. yüzyıl Osmanlı tasavvuf hayatının önemli isimlerinden biri olup 1757 yılında vefat etmiştir. Vefatının ardından uzun yıllar irşad faaliyetlerini sürdürdüğü Sinan Paşa Tekkesi ve Camii'nin haziresine defnedilmiş ve üzerine türbe inşa edilmiştir. Zaman içinde çeşitli onarımlar geçiren türbe ve hazire alanında, Raufi Hazretleri'nin yanı sıra onun soyundan gelen aile fertleri ile dönemin tekke şeyhlerinin mezar taşları ve sandukaları da yer almaktadır. Mimari açıdan açık veya yarı açık hazire türbesi niteliklerine sahip olan yapıda, devrin taş işçiliğini yansıtan Osmanlı kitabeleri ve serpuşlu mezar taşları dikkat çeker. Günümüzde ibadete açık olan caminin avlusunda yer alan türbe, manevi ziyaret mekanı olma işlevini sürdürmektedir. Konum olarak Doğancılar Parkı, Ahmediye Külliyesi ve Salacak semtine yürüme mesafesinde bulunan alan, Üsküdar'ın tasavvuf mirasını incelemek isteyen ziyaretçiler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir.
Meryy Home
Açıklama hazırlanıyor…
Meryy Home - Two-Bedroom Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
The Bosphorus Aparts
Açıklama hazırlanıyor…
Modern Flat with Balcony in Uskudar - Three-Bedroom Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
Üsküdar halk caddesi - One-Bedroom Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
Apartment in Historic Uskudar
Açıklama hazırlanıyor…
Flat Near Bosphorus Coast With View in Uskudar - Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
Flat With Garden Close to Coast in Uskudar - Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
Very Close to Bosphorus, Beautiful 2 rooms 1 salon flat, excellent location - Two-Bedroom Apartment
Açıklama hazırlanıyor…
Buğday Sanatı
Açıklama hazırlanıyor…
İstanbul Halk Ekmek - Salacak Büfe
Açıklama hazırlanıyor…
MSKN coffee
Açıklama hazırlanıyor…
Hasan Ustanın Kafesi 2003
Açıklama hazırlanıyor…
Sey Coffee&More
Açıklama hazırlanıyor…
KöşeFırın
Açıklama hazırlanıyor…
Nazar Cafe
Açıklama hazırlanıyor…
Salacak coffee
Açıklama hazırlanıyor…